26 Nisan 2011 Salı

10. Gün ( Kuşadası- Milas)
















Sabah Kampingden ayrılırken Türkiye Turu 2. Etabının Kuşadasından start alacağından habersizdim. Bisikletliler tam da anacaddeden önümden geçtiler. Kamerayı çıkarttım ama takım araçlarına yetişebildim. Arkalarından yola koyuldum tabi kaybolup gittiler. Trafiğe kapalı yolu bir süre kadar kullanmış oldum. Dilek dağına çıkmak ne kadar uzun ve zorlu olsa da ordan Söke'ye iniş muhteşemdi. 71 km ile yeni hız rekorumu kırdım :) Üstelik yolda 70km. hız sınırı vardı. Radar falan olsa nasıl bir prosedür uygulanırdı merak ediyorum.. Geçtiğim köylerde çocuklar, Abi çok geride kalmışsın 2 saat önce geçtiler.. gibi şeyler söylediler..:) Söke çıkışındaki MC donalds'da bir şeyler yedim. Bafa Gölü kıyısına kadar 26km. dümdüz yolda hızlı bir tempoyla ilerledim.Göle yaklaştıkça yol dikleşti ve Saplatan dağına vardığımda tam da adına yakışır bir şekilde saplanıp kaldım. saatte 6 km. hızla inanılmaz dik rampalarla boğuşuyordum. Yetmezmiş gibi bir de yolda AKPnin duble yol çalışması emniyet şeridini yok etmişti. Hayatımda bu kadar boktan bir yol görmedim! Kamyonlar üzerime mıcır fırlatıp tozu dumana katıp geçiyordu. Milasa kadar kaç kere bankete düştüğümü hatırlamıyorum. Yolun kenarına 10 luk inşaat demirine çaktıkları üçgen reflektörleri dikmişler. Kamyonun biri beni geçip yol kenarındaki o levhalardan birine çarpıp 2 metre kadar önüme fırlattı. Zaten normalde de o inşaat demirleri üzerine düşseniz kazık gibi saplanacak şekilde açıkta duruyor. Bu ülkede çok az trafik kazası olduğu kanaatindeyim. Bu aptallık, görgüsüzlük, yol kusurları ve işaretlemelerle çok daha fazla ölümlü trafik kazası bekliyorum!
Hava kararmıştı ve Milasa 20 km. daha yolum vardı. Bu gece Güvercinlik'e ulaşamayacağım ortadaydı. Milas'ta akşam yemeği yiyip bir motel buldum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder